17 Ağustos 2010 Salı

Aklımın Dalları

Aklımın ağacında, altın kaplı dallarımın içi bomboş şimdi, kupkuru. Damarlarımdan akan kan buharlaşmış sanki. Tüm perdelerim kapalı, içimdeki güneş sızmasın dışarı diye.
Bağlamadım ayakkabılarımın bağcıklarını bugün, örmedim saçlarımı, taramadım bile.Ruhum gözlerimde hapis, kalbim göğüs kafesimde. Firar yok ikisinin de aklında işin garibi, sanki bile bile tutuk kalmışlar oldukları yerde. Nefesim alışılagelenden soğuk bu akşam oysa ki ruhum sıcacık, ateş gibi. Yine de yetmiyor, ısısı bedenimi ısıtmanın çok uzağında. Tırnaklarım geçmiş etime, boğazımda dişlerim, saçlarım ruhuma dolanıyor, nefessiz kalıyorum! Peki bu iğne deliğinden sızan güçlü ışık dudaklarımın arasında kor gibi ısınmış, nasıl yakabilir hiç düşündün mü seni?

Hiç yorum yok: