skip to main |
skip to sidebar
aşk kimyası
Garip bir kimyası var aşkın, içinde mutlaka imkansızlık var. İmkansız olmadan aşk olmuyor sanki..
Çilek tadında oluyor imkansız aşklar. Çoğu zaman sadece imkansız görünmesi bile yetiyor.
"Bir bez çadır, koskoca vahşi bir ormanda niye sanal bir güven verir ki insana? Aşk işte böyle birşey... " Sadece inanmak istediğine inanmaktır aşk, mantık kabul etmez. En mantık dolu olduğunu sandığın anda dahi mantığın bir adım ötesindesindir ki bu en değişmaz kuraldır.
Ağır geliyor bazen, doya doya aşık olamamak. Neden her daim hesap yapmak zorunda bırakılıyor, atacağı her adımı düşünmek zorunda kalıyor insan? Niçin salt kimyasının tutması yetmiyor iki insanın aşkı hesapsızca sürdürebilmek için? Bünyanın en çabuk kokuşup çürüyen oluşumu bu denli biyolojikken, nasıl oluyor da bizi sadece büyüsüyle hipnozite edebilen kimyanın önüne geçebiliyor?
Yakışanı değil, vitrinde "en iyi" duranı istiyoruz hep! Hayatı her ıskaladığımızda pişman olmamıza rağmen inatla ders almayıp, aşkta da aynı hataları ısrarla yapmaya devam ediyoruz. Aşk .okunu çıkarmaktır ya, tadında, kararında bırakamıyoruz bir türlü! Dibine kadar acı, dibine kadar mutluluk, dibine kadar umutsuzluk, sonuna kadar gülünç gurur, o anlamsız, kararsız korku... Sonunda ise elde kalan, keşkelerle dolu pişmanlık ya da acabalarla dolu ertelenmişlikler... Karlı bir ilkbahar...
1 yorum:
aşkın fiziği kimyası yoktur.Sadece ya vardır ya yoktur...
Yorum Gönder