Geçmiş daha mı kibar, zarif ve huzurluydu sanki? Şarkıları bile daha bir başka geliyor insanın kulağına. O eski sokaklar... Ah o eski sokaklar! Alçak, kocaman pencereli, süslü binalar.
Alçak, kocaman pencereli binalar, o daracık sokaklarda nasıl da bomboş görünüyor yoğun ve iri yağmur damlalarının işgali altındayken. Peki ya sokak kedileri? Ah benim sokak kedisi ruhum... Cayır cayır yanan kalorifer peteğinin dibinde buz kesen bedenimin içindeki bomboş, kimsesiz ruhum.
Mantığım nereye kayboldu? Tek mükemmel yanım kayıp! Oysa kalbim tek başına iktidar olmak için fazla zayıf. Sadece cadı süpürgem var tutunduğum; kuru bir çalı süpürgesi. Mora boyadım ruhumu zira mavi çok kir tutuyor. Pek korunaksız son zamanlarda, üstündeki parmak izlerini de silmem gerek. Bedeni mumyalamak ruhu tamri etmiyor ya da ıssız ruhu doldurmuyor. Aksine daha bir ıssızlaşıyor içten içe. Bencil varlıklarız, hesap yapmamak çözüm değil. Kaldı ki bu, sonucu değiştirmiyor. Ne var ki karşılıksız ya da sebepsiz? Şuraya yazıyor olmamın sebebi, yaşamamın, düşünmemin, konuşmamın, sevmemin, nefret etmemin? Yok, edemememin....
Ölüm sonsuz yalnızlık mı? Sanmıyorum. Aslında ölüm, hayatın başladığı nokta. Doğmak, herkesin içinde kimsesiz olmaya en büyük adım. Yaşam, gerçek cehennemi de etüt ettiriyor, gerçek cenneti de nadir de olsa. Hangisini yaşayacağımızın sadece iki kutbu var; bakmak ve görmek adında. Tamamen algısal. Minik anlarda, minicik olaylarla cenneti yaşamak ne kadar mümkünse, en cennetlik sanılan anlarda bile dibine kadar cehennemi yaşamak da son derece mümkün. Yeter ki sen kutbunu iyi seç.
Dünya üzerinde insan beyninin üstünde gizemli güç mü var?
Koca bir gizemdi hayat, tüm kelimeleri mükemmel seçilen, cümleleri satırları son derece okunaklı, kimi yerde dolambaçlı, kimisindeyse kestirme patikalı. Üç mutlak buluşma esası var hayatın. Varoluşu, yokoluşu, kayboluşu... Bembeyaz açıyoruz hayata gözlerimizi varolmak için. Hayat değil, ruhumuz bembeyaz, noktasız kağıt gibi. Hayat akıyor üstümüze istisnasız, durmamacasına. Kimimiz karalama tahtası, kimimiz roman, kimimiz şiir, kimimiz iktidar kimbilir. Tüm karanlıklarımız silgi tozları, etrafa yayılıp üstümüze bulaşan. En ağır karanlıklarımız en derin iz bırakanlar, silsen de izi kalan; sildikçe daha da yıpranan, aşınımaktan arka tarafı görünen.
Bedeni lime lime olmuş elek ruhlar her köşede. Karıncaların istila ettiği beynimde, düşüncelerim köşeye sıkışmış. Hayallerim havada anlam dışı. Mavi çimenler istiyorum, gökyüzü de mavi kalsın. Ağaçlar pembe, denizler mor, insanlar beyaz olsun ya da siyah lakin asla gri değil. Bense görünmez olayım, tamamen görünmez. Verdiğim nefesin buharı bile görünmesin, kimse hissetmesin ne sıcağımı ne de soğuğumu ne de atışını kalbimin...
Dg
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder